Yaratıcılık Sadece Sanatçıya mı Özgüdür? (Ağustos derKi 2021'den)

Güncelleme tarihi: 7 Mar


Yaratıcı olmak ne demektir?

Nasıl bir sanatçı gibi düşünebilir ve yaratıcılığı geliştirebilir insan? Yaratıcılık sadece sanatçıya mı aittir?

Elbette hayır. Hayatı her alanda yaratıcılıkla sanata çevirebilir insan, düşündüklerini, yaptıklarını, hatta sevme biçimini…

Yaratıcı olmak, iyi düşlemektir!

Çoğunluktan farklı yollarla sonuç elde edebilmeye odaklanmak ve bunu sürekli geliştirebilme yeteneğidir. Farklı yaklaşımlarla görmek, yorumlamak ve geliştirmek bunları da yaşamında doğal hale getirmektir.

Yaratıcılıkta illaki başarı değil ama cesaret, deneme arzusu, performans sergileme isteği en öncelikli olandır. Düşler kurmak ve düşü hayata geçirme isteğine dair adanmışlık duygusu da yaratıcılığın olmazsa olmazıdır.

Kendini geliştirmeyi seven, yeteneklerini keşfetmeye açık ve bunlara emek harcayan, yaratıcılığı önemseyen insanlar, sürekli olarak üretimdedir ve gelişime yardımcı olan yöntemleri takip eder, benimser ve sanatçı gibi düşünürler. İşi her ne olursa olsun hayallerine dair üzerinde çalıştığı her şeyi hayata geçirir. Daha başarılı, tatmin ve verimli bir hayata sahip olunabileceği konusunda düşlerini her daim tutkuyla ve cesaretle harekete geçirir ve herkese de ilham olurlar. Başarısızlıktan korkmaz, deneyimin hazzına odaklıdırlar.

Yaratıcılığın beslendiği yer her ne kadar başkaları tarafından takdir edilmek, beğenilmek olsa da insan önce kendi için yaratıcı bir düşünce biçimi benimserse, zihni sürekli üretime odaklı olarak herkesten ve yaptığı her şeyden haz alan ve yaşamdan tatmin olmayı öğrenen olacaktır.

Elbette sadece sanatçılar yaratıcı değildir.

Ama yaratıcılığımızı güçlendirmek için sanatın da bir dalını benimsemek yaşamlarımıza kılavuzluk edebilir. Çünkü sanat insanı iyileştirmek için, yaratıcılığını arttırmak ve hayatın an’ da keyfine varmak için vardır.

Sanatın bir dalıyla aktif olarak uğraşmak, üretim yapmak bizi günlük yaşamın stresinden uzaklaştırırken, ruhumuzun üzerindeki tozu almaya, zihnimizdeki bizi yiyip bitiren o sesi bir parça susturmaya, kalbimizin sesine odaklanmaya, gerçekliğimize, nefes alıp verdiğimiz an’ a gelmemize dair bir fırsat yaratır.

İlgimiz, yeteneğimiz hangi alanda olursa olsun ister sanatı uygulayan ister izleyen, takip eden olalım ama sanatla nefes almak, özgünleştirir, özgürleştirir. "Sanatın yaratıcılığı" nerden gelir?

Yoktan var etmekte değil, düşünceyi duyguya, onu da sanatçının yeteneğine dayandırdığı bir dalda, kendi yorumunu, yaşanmışlıklarını, kendi tecrübelerini ya da hayallerini katarak ortaya çıkan eserde var olmasındadır.

Gözlemlediğim kadarıyla birçok insan kendini sanatın yaratıcılığı konusunda yetenekli olmadığına, zamanının olmadığına ikna etmiş durumdadır ve hiçbir dalını denemez bile ya da henüz neye yeteneği olduğunu keşfedememiştir. Burada özgüven ve başarısız olma, onaylanmama, beğenilmeme korkusu yaratıcılığın bastırılmasında kök sebep olabilir.

Hepimiz maalesef kendimizi yeteneklerimizin, zamanımızın olmadığına ikna edecek bir zihne sahibiz. Dolayısı ile hayallerimizin ve potansiyelimizin arkasında önce biz durmadığımızda ve başarısızlık korkusunu bir kenara koyup, denediklerimizle an’ dan keyif almaya odaklanmadığımızda, zihnimizin bize sürekli dayattığı inançlarla, koşullandırmalarla, sahip olduğumuz yeteneklerimizi daha keşfedemeden yok ediyoruz.

O zaman şimdi denemekten korkmayan olmayı seç! Çocukluğuna dön mesela, en çok neyi yapmakta yarım kaldı gönlün, bir düşün ve harekete geç, başarılı olmaya değil, keyif almaya odaklan, yarım kalan hayallerini tamamla. Neler çıkabileceğine inanamayacaksın. Erteleme içindeki potansiyeli.

Söylüyorum çünkü kendimden biliyorum! “Düşüncede yaratıcılık” nasıl olur?

Bunu davranış biçimi haline getirmekle, sürekli çözümün parçası olarak mümkün olur. Yaratıcı kişilerin en belirgin özellikleri hayal kurması, ilgi duyan, araştırmacı ve meraklı olmasındadır. Ve her şeyden önemlisi sabırlı, tutkulu ve adanmışlık gereklidir herhangi bir konuda ilerlemek için.

Yaratıcılık cesur olmayı, denemekten, hata yapmaktan, bunu ortaya koymaktan kaçmamayı gerektirir. Önüne çıkan engelleri de birer birer ortadan kaldırmaya baş koymak azimle, pes etmeden bir yolculuk yapmaktır.

Yeni ve özgün düşünceler ortaya koyarak her daim çözümün parçası olurlar, problemin değil. Bu yüzden de zorlu ve stresli durumlarda kontrollü ve hoş görülü, şartların olumsuzluğundan bağımsız olumlu bir ruh hali ile duyarlı davranışlar sergilerler. Dünyaları hep çok yönlü, gördüklerini farklı anlamlandıran, çoğunluktan farklı düşünceler ve nitelikler barındıran insanlardır. “Yaratıcılıkta öz disiplin mi ilham mı daha önemlidir?

Yaratıcılıkta başarıya giderken öz disiplinle çalışmanın, anlık ilhamdan çok daha önemli olduğu söylenir. İşte bu yüzden de yaratıcılığı sadece sanatçılara özgü bir yetenek olarak düşünmemelisiniz. Doğuştan gelen bir yetenek olabileceği gibi, uygun ortam ve çevre koşullarının sağlanması ile de yaratıcılığın gelişmesi ve ilerlemesi mümkündür. Çocukların sürekli yeni düşünceler ve çözümler üretip ortaya koyabilmesi, etkin cevaplar verebilmesi, gelişimini desteklemek, özgüvenini kırmamak, hata yapmasına izin verip yeniden denemesini sağlamak için aile içi eğitim ve okul eğitimi bu noktada çok önemlidir. Sonrası zaten doğuştan gelen merak ve araştırma duygusudur ki çocuklarda çokça mevcuttur.

Sonuç olarak yaratıcı insanlar fikirler, çözümler üretir, ortaya koyar ve insanların takdirine sunar, buradaki yaratım yoktan var etmek değil bir şeyleri keşfetmek, duyguları ifade etmek, kaynağın kendisinde olduğu güçle her şeyin güzelliğini ortaya koymaktır. İnsanın varoluşundaki doğal mucizesi ile, ortaya konan bu yaratıcılık birleştiğinde, insan mertebesini yüceltir, yaşamını olabildiği en iyi versiyonda yaşar. “Düşleme ile yaratıcılık”

En hızlı geliştirilecek yaratma yöntemlerden biridir. Yaşamınızda yaşadığınız ya da yaşamak istediğiniz durumları düş kurarak hem hayatınıza çeker hem de ona ulaşmak için bulacağınız çözümleri somutlaştırmış olursunuz. Zihinde görselleşen şey eğer kalbinize de dokunuyorsa, bu durum artık bedeninize, oluşunuza iner, davranışlarımız da artık düşü olmuşçasına yaşar, gerisi deneyimde yaşamak için akışa bırakmak ve evrene şükranlarını sunmaktır. Kuantum evreni de artık kalben, zihnen istediğiniz, yaratıcılığı en üst seviyede kullandığınız bu düşü gerçeğinizde yaşamanız için tüm olasılıkları önünüze serecektir.

Gerisi seçimleriniz ve sonrasında gelecek hatıralarınızda yer alacak olan deneyimleriniz!

Devamı olumlu düşünce biçimi ile yaratıcılığı nasıl besleriz?

“Ne düşünürsen, o olursun Neyi hissedersen, onu çekersin Ne hayal edersen, onu gerçekleştirirsin” “Buddha”


Sağlıcakla Aynur Görmüş



* derKi Ağustos sayısında yayımlanmıştır.