(7) Yaşamla Hizada

Güncelleme tarihi: 27 Eki 2021

Evrende hiçbir şey insana karşı ya da insana rağmen olmaz, insan için olur.


Yaşamda her şey kendi düzeninde bir sistem içerisinde akar gider. ‘Olması gerektiği gibi’ diye bir şey de yoktur, bu söylemi insanın zihni üretir.


Nedir ki olması gereken zaten, kime göre, neye göredir?


Evrenin işleyen sistemi eksiksiz ve tamdır, daha doğrusu ya da gereklilik de yoktur. Her şey olduğu zamanda, olduğu haliyle tamdır, Olanlarda sadece olur. Üzerine yazdığımız hikayeler ise bize ait yorumlardır. Yorumlarımızı inançlarımız belirler. İşte bizlerde ancak kendi yaşamlarımızda, kendi değer ve inançlarımıza göre doğrularımızı şekillendirir ve onlara dair beklentiye gireriz.


Beklentilerimizin gerçekleşmesi bizim inançlarımıza dair düşüncelerimizle ilgilidir. İstemek yetmez, düşlemek gerekir!


Bu yüzden yaşama müdahale edemeyiz ama biz kendi yaşamlarımızı anlamlı kılabilmeye iradeliyiz. Yeter ki niyetimiz olsun. Bunu kendi düşlerimize odaklanarak ve olmasını dilediğimiz olasılıklıları yaşamımıza çekmekle gerçekleştirebiliriz.


İlk adım kendin olmakla başlar, sonra olmak istediğin insanı düşlemenle de devam eder!

Onaylanma, kabul görme ihtiyacı gibi yanılsamalara düşmeden, kendimiz ve bütün için en hayırlı düşlerimize göre bir anlamlı yaşam aramak hepimizin ihtiyacıdır.


Bu yolda sanırım en tatmin edici olan;

  • Kararını kendin verdiğin,

  • Hatalarına deneyimlerim diye baktığın,

  • Seçimlerini özgür iradenle yaptığın,

  • Her gün son gününmüşçesine yaşadığın,

  • Aynı zamanda yaşam hiç son bulmayacakmış ve hep tek başına kalacakmışsın gibi, dimdik bir duruşla kök salarak, sürekli düşler kurduğun,

  • Yaşadığın her günde, aldığın her nefeste seçimlerini savunarak arkasında duracağın bir hayat görüşü benimsediğin,

  • Bedeli, sonu nasıl bir performansla biterse bitsin doğrudan şaşmadığın,

  • Sözünü hep onurlandırdığın,

  • İnsanın ve doğanın değerler zinciri ile hizada,

  • Bir taraftan hayatındaki en değerlilerini de layığı ile severek, hayatının tam da merkezine koyarak,

  • Bir taraftan da bütünün mutluluğu ve hayrı için olanı düşünerek,

Ama günün sonunda yaşamda tek başına olduğunu da unutmadan, kendini gerçekleştirerek ve SEN’in yaşam anlamını bularak yaşamakla olacak.


Bir yaşam hakkı verildiğini varsayarsak her birimize; bu süre içerisinde;


· Kiminin sınavlarının bir diğerinden ağır olabildiğini,

· ️Herkesin farklı bir şeye hizmete geldiğini fark edip,

· Herkesin aynı zamanda eşsiz ve tek olduğunu,

· ️Aldığımız nefesin ne zaman son bulacağını bilmediğimizi ve her an her dakika yaşamın son bulabileceğini bilerek,

· Ama aynı zamanda da sonsuz bir yaşamda var olacakmışçasına düşler kurarak yaşayabilmenin farkındalığına davet et kendini!


Marifet, öz iradenle seçim yapıp sorumluluk almakta ve bahanelerinden arınıp, her an harekete geçerek, yaşamda olmak istediğin SEN ile var olmakta.


İhtiyacın olan şey KENDİNİ aramak, bulmak ve bilmek!

Cesaretle; önce tedbirle ve sonra teslimiyette ama hep canlı kalarak.

Zor mu? dersen;

Kolay olan ne var ki bildiğin? derim.

Güç nereden gelecek? dersen;

Kendini bilmekten, kendine inanmaktan gelir derim.

Evet zor ama zor olunca yaşam anlamlı belki de…!

İyi deneyimler her daim herkesin hakkıdır dimi!

Ya zor olanlar, onlar kim için var?

Ya da dertler de eşsiz miyiz sence?

Zor olmasa değerli olur mu acaba?

Bir düşün!


Yaşamında hatırladığın, sende iz bırakanları bir düşün, hangi deneyimlerin daha çok geliyor zihnindeki kayıtlardan?

Yüzleş!


Kısacası senin gönlün var mı yaşamı kendimce "yaşadım" diye onurlandırmaya?

Önce niyette misin, buradan başla!


…ve Düş'le ve Sağlıcakla

Aynur Görmüş