top of page

(derKi Şubat 2021'den) Toltek Bilgeliği ile Yeni Yaşam Üslubu

Güncelleme tarihi: 7 Nis

Yeni Yaşam Üslubu oluşturabilmek için farkındalık yaratmak istediğim bilgeliklerden biridir Toltek Bilgeliği.


Bu uygarlık Amerika uygarlıklarından biri olup, Meksika'daki Aztek öncesi üç kültürden biri olarak kabul edilirler (Mayalar, Toltekler, Olmekler). Meksika Kızılderililerinin yaşattıkları, sadece hikayelerde var olan değil, hala günümüzde de çok ilgi gören, bilgelikleri bugün günümüze de ışık tutan, uygulanabilir bir öğreti yoludur.


Toltek bir din ya da felsefe değildir. Yaşama sanatı uygulayıcıları olarak nitelendirilir. Tamamen an’ da kalmayı öğreten, uygulaması kolay görünen 4 anlaşmadan bahseder.

Toltekler bilgi insanı, sanatçı anlamına gelir. Hayatı güzel yaşamayı bilenlerdir.


Aslında dünya, bilim, görüşler artık hep aynı noktada buluşmaya başladı. Geçmişimiz dediğimiz, öğrendiğimiz inanç kalıpları ve alışkanlıklarımız, seçimlerimizi ve geleceğimizi direkt olarak etkiliyor, şekillendiriyor. Tatmin olunmuş bir hayat için, cesaretle, konforumuzu bozarak bundan özgürleşmemiz gerektiği de tek çıkış yolumuz görünüyor.


Bu bilgelikte bize, zihinlerimizin hep geçmişte yaşadığımız yaralarımızla dolu olduğunu, bunlardan dolayı da hepimizin bütün hayatımızın da sevgi ile değil, korku ile koşullandırıldığını söylüyor. İnsan insanı, hayvanı sürekli korku salarak eğitmeye çalışıyor. Bu nesillerden nesillere de böyle aktarılıyor. Çocukken bu öğrendiklerimize dur deme bilincine sahip değildik evet.


Peki ya şimdi?

Artık bilinçli, kendi öz iradesi ile, düşlediği yaşamı, şiddetsizlikle, samimiyetle, kendi bütünlüğüne uyarak, şefkatle, koşulsuz sevgi ile kurgulayacak biri olma gücü kimde?

Bizzat kişinin kendisinde, sadece kendisinde!


Önce bu geçmişteki yer etmiş inanç kalıplarını zihinden kazımadan, onları yok sayarak kurtulamayacağız, ancak onlarla yüzleşip, özgürleşeceğiz.

Nasıl mı?

Affederek; değiştirebileceklerimizi değiştirip, değiştiremeyeceklerimize teslim olup, yaşamla hizalanarak, kızdıklarımızla, kırıldıklarımızla tamamlanarak.


Sonra da tertemiz zihnimize, kalbimize yeni bir yaşam üslubu kurgulayacağız. Bu mutluluk kurgusunun kaynağı da, gücü de sadece senin kalbinde.


Toltek öğretisi de bize bu yolda bilgelik edeceklerden biri işte.


Don Miguel de bu bilgelikle, ‘Dört Anlaşma’dan bahseden bir kitap yazmış.

Dört Anlaşma neden bahseder? Aslında öz sevgiden.

Yazar, hayatını güzel yaşayan bir aileden geliyor, aslında cerrahlık yapan, daha sonra mesleğini bırakıp bu bilgilerini dünyaya yayabilmek için kitaplar yazan biri.

Onun dört anlaşmasını ben kendi kişisel gerçeklik yorumumla paylaşmak istedim, sizlerin yolculuğuna da ışık tutsun diye.

Sözcüklerin gücü vardır:

Ağzımızdan çıkan ve kalbimizde inandığımız sözler her şeyi değiştirebilecek güce sahiptir. Sözün özümüzden gelmesi, söylediğimizle yaşamımızın hizada olması çok önemlidir.

Bu ne demektir?

Mevlana’nın “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol” sözüne benzer aslında

Düşüncelerinizden geçen, ağzınızdan çıkan sözler gibi yaşayın, verdiğiniz sözleri tutun ve bu sözlerin gücünü keşfedin.

Söylediğimiz sözler, düşüncelerimiz asla evrende kaybolmaz, enerji olarak geri döner ve kendi olasılıklar dünyamızı, yaşamımızdaki insanları, konuştuğumuz kişileri, olumlu ya da olumsuz bir şekilde etkileyebilir. Dolayısı ile kalbimizle kurduğumuz sözlere odaklanmak, kendimize istemediğimiz şeyleri başkasına da sarf etmemek çok önemlidir.

İnsanları yargılamadan konuşabilmek; yetersiz ve başarısız hissettirmeden, başkalarının hayatına karışmadan, akıl vermeden, niyet okumadan, istenmediğinde tavsiyede bulunmadan, utandırmadan söz söyleyerek güçlendirmek gerek ifadelerimizi.

Konuşmalarınızda netlik ve samimiyet olmalı. Neysen o olmak ama her doğruyu da her ortamda, sorulmadan söylememek, usul ve üslup bilmenin erdemi ile yaşamayı benimsemek.

Sözcüklerimizde niyetlerimizde her daim şefkat olmalı. Kendini her daim karşındakinin yerine koyarak, onun koşullarını anlamaya çalışarak, en azından ağzından çıkanı kulağın dinleyerek konuşmak.

  • Samimiyetle konuş

  • Dedikodu yapma

  • Sevgiyle ve şefkatle konuş

Hiçbir şeyi şahsi algılama

Söylenen her sözün aslında sözü söyleyenle ilgisi olduğunu bilmek demektir. Söylenen sözler değil, bizim o sözlere yüklediğimiz kendi anlamlarımız bizi inciten kıran ve kaygılandırandır.

Bu güzel sözler için de böyledir, yüklediğimiz anlam, bizim kendi inanç kalıplarımızdaki karşılığını bulduğunda bir duygu yaratır bedenimizde.

Birisi bize başarısızsın dediği için biz öyle olmayız. Başarısız olduğumuza inanan bir kayıt varsa zihinde, onunla buluşunca anlam sende öfkeye, yetersizlik hissetmeye dönüşür. Bu karşındakinin söylemi ile değil, senin inancına kanıt bulmaktır.

Ya da birisi başarılı dedi diye buna aşırı seviniyorsak ve sadece teşekkür edip geçemiyorsak burada da kabul görme arzumuzun derinine, gücüne, bizi ne kadar etkisi altına aldığına bakmak gerekir.

Her şeyi üzerimize alınıp, üzerine bir hikâye yazmak, farklı anlamlar yüklemek, yorumlamak, kendimizi gerçekten ne kadar tanıyıp, inandığımız şeylerin bizdeki gücünü bilmekle, kendimizi ne kadar sevdiğimizle ilgilidir.

Biz yaratılmış varlıklar olarak yeterince eşsiziz, başkalarının onayına ihtiyaç duymamalı, sözcüklere gereğinden fazla anlam yüklememeliyiz. Söylenen şeyler belki de seninle hiç ilgili olmayabilir. Ama bundan etkilensen bile hemen bu farkındalıkla kişiselleştirmeden, durumdan çıkabilmek önemlidir. Belki de hiçbir şey seninle ilgili değildir de sen kendi yarattığın hikayelerinde öyle düşünüyorsundur.

  • İnsanların yaptıkları seninle değil, kendisiyle ilgilidir, daima! İnsanlar kendilerini diğerlerine aynalarlar.

  • En iyi ihtimalle olandan, söylenenden etkilenirsin ama içinden geçmen gerekir, takılı kalman değil. Etkilendiğin alan sınırlı olmalıdır, farkına varıp olana ve olana yüklediğin anlama, olayı neden senle ilgili algıladığına bakmalısın.

  • Senin yüzünden böyle oldu dediklerinde aslında bu bir yansıtmadır ve kişi kendine çevirmekten kaçtığı ve farkında bile olmadığı bir duyguyu sana yansıtıyordur.

  • Ve eğer şahsi algılamaktan kurtaramadıysan da kendini, o zaman karşındakiyle net iletişim kurarak, zihninde biriktirmeden, alanı temizleyebilir hem kendinle hem karşındaki ile tamamlanabilirsin.

Varsayımda bulunma

İnsanların düşünceleri ile davranışları ile ilgili niyet okumadan, yargıya gitmeden açık ve samimi iletişim kurmalı. Varsayımda bulunursanız, hemen düşünceler devreye girer, beynimizdeki ses yani zihnimiz sürekli olanla değil olmasını istedikleri ya da istemedikleri hakkında yorumlar yapar.

Bu da insanı gerçekte olanı görmekten uzaklaştırır ve hikayeler, dramalar yaratmaya iter. An ‘da kalamazsan ya geçmiş keşkelerine ya da gelecek endişelerine kapılır gidersin ve sonuçta bu durum hayatı gerçekliğinde yaşamayı kaçırmana sebep olur. Bu şekilde de karşıdaki kişinin hiç haberi bile olmadan ona kızar, öfkelenir, küser, ya da gereğinden fazla anlamlar yükleriz. Karşındakinin haberi bile olmaz. Bu yüzden;

  • Soru sor

  • Açıklığa kavuştur

  • İsteklerini, duygularını açıkça net sözcüklerle dile getir

  • Zihin ve niyet okuma

  • Başkalarının bildiğini, anladığını var sayma

  • Teyit al

Elinden gelenin en iyisini yap:

Aslında yukarıdaki 3 kuralı istikrarla sabırla uygulamakla bu 4.maddeyi gerçekleştirmiş oluyorsun. Bunu sürekli pratik haline getirdiğinde bir gün otomatik böyle yaşayan olacaksın.

  • Elinden gelenin en iyisi, şartlarına, sağlığına, zamana uygun olarak değişebilir demektir.

  • Elinden gelenin en iyisi, daha çok ya da mükemmeliyetçilik değildir. Mükemmel diye bir kavramın somut varlığı da yoktur. Herkesin gerçeği, herkesin doğrusu koşullarına, yaşam üslubuna, değerlerine göre farklıdır.

  • Elinden gelenin en iyisi, istediğin gibi olmadığında kendini bağışla, buna performans olarak bak ve yeniden dene demektir. Sabırla, azimle, adayarak çalışmaktır ama çabalamak değildir, takıntı yapmadan, teslimiyette kalabilmektir.

  • Elinden gelenin en iyisi, hiçbir şeyle ya da hiç kimseyle kıyaslamadan, yerini kabul etmek demektir.

Hayat bir yolculuk ve biz deneyimler yaşamaya geldiysek buraya, her şeyi sonsuz olasılıklar arasından sürekli deneyebiliriz. Seçim hakkı bizlerde.

  • Sürekli geçmişte böyle olmasaydı bu olmazdı diye suçlama ile daha ne kadar kaybedeceksin kaynaklarını?

  • Ya başaramazsam ya olmazsa diye daha ne kadar kaygı ile yiyip bitireceksin bugününü?

  • Kendini ve yaşamda olanları, olduğu hali ile kabul edip, ama istediklerine de niyet edip, kendini adayıp, yapabildiğinin en iyisini yapmaya çalışan insanlardan biri neden sen olmayasın?

  • Bir kez sana verilmiş olan bu yaşam hakkını dolu dolu ve tatmin yaşamaya başlamak için daha ne bekliyorsun?

  • Başkalarının değil, kendi düşlerini gerçekleştirmeye ve bu dünyadayken cenneti yaşamaya ne dersin?

Kısacası tatmin olmuş bir yaşam için; olanı biteni önce olduğu haliyle görmeyi deneyerek, gücümüzün yettiği yere kadar çalışarak, gücümüzün yetmediğine de teslimiyetle yaklaşmak temel şartı ile, sınırlarını bilerek, koşulsuz severek, önce kendimize, sonra doğada bize sunulmuş her ne varsa hepsine şefkat gösterip, bütün yolculuğumuzu tutkuyla, haz duyarak yaşamak için geldiysek buraya, kalbimize, sezgilerimize, iyi niyetlerimize kulak vermeyi, teslimiyette kalmayı da sakın unutmayalım.

Eski anlaşmalarından, eski yaşam üslubundan özgürleşmiş olarak, kendinle yapacağın bu yeni anlaşma ile, düşlerinin gerçeğin olmasına doğru belirle yol haritanı ve aksiyona geç.

Sağlıcakla…


Kaynak : Don Miguel Ruiz’in kitabı olan, Dört Anlaşma + 5.Anlaşma


-derki.net Şubat 2021 sayısında yayımlanmıştır-

ความคิดเห็น


bottom of page