Sanatın Öyküsü ve Ruhu -1.Bölüm


Doğadaki bütün özellikler sanatın da temel unsurlarını oluşturur ve bütün sanat dalları doğanın bütünlüğünü örnek alır.


Toplumların kültürünün göstergesidir sanat ve geleceğe bıraktığı izlerdir. Bu sebeple de her kültür kalıcı olmak, kültürlerini aktarmak için sanat eserleri ortaya çıkarmıştır.


Art kelimesi Yunanca artunien demektir yani “düzenlemek” kelimesinden türemiştir. Sanat doğayı, hayalleri, yani görünmez olanı görünür kılan bir düzenleme halidir. Yani insanın doğaya karşı duyduğu hayranlığı, yaratıcılığını kullanarak görünür kılması ve bunu da kendi hayal dünyasındaki hali ile ifade etmesidir.


En yaygın sanat tanımı ise, sanatın maddi bir faydayı değil, insanlara haz vermeyi amaçlayan özel bir ifade şekli olduğudur. Haz, insanın ruhunu yükseltir. Bu aktarım sözlerle, renklerle, çizgilerle, seslerle vücut bulup, başkalarının da bunu yaşamasını amaçlar.


Buna rağmen sanatı izleyen herkesin, görünür kılınan her eseri görebilir ve bundan haz duyabilir olması demek değildir. Sanatın bir ortaya konan biçimi, görünür olan kısmı, bir de ruhu vardır. İnsan kendince biçime bakıp bir anlam yükleyebilir ama ruhu kaçırırsa eğer işte o zaman işin özünü kaçırmış olacaktır.


Sanatı okuyabilmek için biraz da sanat tarihi konusunda fikir sahibi olmak faydalı olacaktır. Sanatın ne olduğu, dönemleri, ne zaman ortaya çıktığı, sanatçının davasının ne olduğu, sanatla ilgili size yabancı gelen birçok şeyi, yeni başlayanlar ve ilgi duyanlar için adeta bir sözlük gibi kullanabileceğiniz, ayrıntıya boğmadan, bilgi sahibi olmak için yazılmış en iyilerden biri olan Gombrich’in “Sanatın Öyküsü” kitabından faydalanabilirsiniz. Bütün kitabı roman gibi okumak yerine sadece öğrenme ihtiyacınız olan kavramı, isimleri, dönem ve üslubu anlayabilirsiniz.


Ancak sanat tarihini anlatan kitapların çoğunun aşırı kavramsal olması yeni başlayanları zorlayabilir. Sanatçı bazında detaya girmeden ve hangisini sevdiğinizi belirlemeden önce önce genel bir şeyleri öğrenmek daha faydalı olacaktır diye düşünüyorum.


Sanat dönemsel olarak iki şekilde değerlendirilmektedir.


1900 yılları öncesi klasik dönem akımları; Gotik, Rönesans, Barok, Maniyerizm Rokoko, Neo klasizm, Oryantalizm, Romantizm ve Realizim. Bu dönemde kimler ve ne için sanatı üretmişler onu anlamak gerekir. Her bir akımı ve öncülerini tek tek incelemek zor olsa da genel bir fikir edinmek faydalı olacak ve incelediğiniz sanatı anlamaya yardım edecektir.


19.yy sonu klasik dönemden sonrasında ise modern ve çağdaş dönem başlar. Empresyonizm (İzlenimcilik), Puantaizm (yeni izlenimcilik), Fovizm, Dadaizm ve 19.yy sonu 20.yy ilk yarısı Ekspresyonizm (ifadecilik), Fütürizm, Kübizm, Gerçekçilik, 20 yy dan sonra da Sürrealizm, Soyut resim, Action, Süprematizm, Pop Art, biraz daha anlaşılması kolay ve eserleri daha anlaşılır boyuttadır.


Güncel sanatı anlamak için geleneksel sanatı ve kavramlarını analiz etmek gerekir.


Bir sanat eserinden haz duyma derecesi görme kabiliyetimizin işaretidir. Görsel yetimizi geliştirdikçe ve pratiğimizi arttırdıkça, eseri izlerken aldığımız zevk de artacaktır. Sanatçının eseri yaparken hissettikleri ile bizim onu yorumlamamız ve bizde yarattığı tepki arasında farklar vardır.


Sanatı icra eden kişinin eseri yaratma anındaki derdi, vermek istediği mesajı, duygusu, bizim zihnimizde çağrıştırdıkları ile farklı olacaktır. Ama sadece görsel kabiliyet dışında sanatçıyı ve sanatsal kavramları da bilmek etkili olacaktır.


Bir eseri incelerken gözümüzün önce nereye baktığının farkındalığına vararak başlayabiliriz mesela.


Genelde eserleri çoğu şeyde olduğu gibi zihnimizdeki kodlara göre yorumlar, alışkanlıklarımıza ve tecrübelerimize göre tepkiler veririz. Ama sanatçı da vermek istediği duyguyu çağrıştıracak şekilde icra eder eserini. Kullandığı çizgiler, renkler, karakterler, resimdeki ortam, vermek istediği duyguyu, resmini ruhunu ifade etmesinde önemli araçtır.


Bu detaylarda resmi anlama konusuna ilgi duyanlar için görme usulleri konusuna biraz kafa yormak gerekir.


Konu sanatı anlamaya gelince ve sanatın doğayı örnek aldığına dair bu kadar söylemden sonra, Picasso’dan çok sevdiğim şu alıntı bütün bu yazdıklarımıza dair güzel bir sorgulama değil mi sizce de?

“Herkes resmi anlamak istiyor. Neden kuşların ötüşünü anlamaya çalışmıyorlar?

Gece, çiçek, kişiyi çevreleyen her şey neden anlaşılmaya çalışılmadan sevilir? Ama resme gelince anlamak istiyorlar.

Sanatçının gerektiği için çalıştığını anlasınlar özellikle. Açıklamak gereğini duymadığımız ama bizi büyüleyen doğadaki birçok şeye verilen önemden çok bir önem verilmemesi gerekir sanatçıya, çünkü o da dünyanın en küçük üyelerinden biridir. Bir tabloyu açıklamaya çalışanlar çok zaman yanlış yola saparlar.

Bir süre önce Gertrude Stein neşe içinde tablomun neyi göstermek istediğini anladığını söylemişti. Stein’a göre tabloda üç müzikçi varmış. Oysa bir natürmort idi!”

“Bir seyirci benim duyduğum gibi tablomu duyabilir mi hiç?

Bir tablo bana uzaklardan gelir. Ne kadar uzaktan geldiğini kim bilebilir?

Ben bunu sezmişimdir, görmüşümdür, yapmışımdır, gene de ertesi günü kendim bile ne yaptığımı anlamamışımdır. Benim düşlerime, içgüdülerime, isteklerime, düşüncelerime nasıl girebilir?

Bütün bunlar uzun süreden sonra hazırlanmıştır, gün ışığına çıkmıştır. Özellikle belki de irademe karşın bunları yakalayabilmek için harcadığım çabadan sonra kim girebilir içine ?”

“Ben aramam, bulurum.”

“Hiçbir zaman aramayı durduramazsınız, çünkü hiç bir zaman bulamazsınız.”

"Pablo Picasso"

Sanatla ve sağlıcakla…

Aynur Görmüş



-derki.net Aralık 2019 sayısında yayımlanmıştır-