(50) Güzel Günler Göreceğiz!


Mucize dünyamızın güzel insanları, odağımızı sevgiye, barışa, emeğe, umuda, özene çevirme vaktidir her doğan günde!


“Güzel günler göreceğiz güneşli günler” diyor ya sevgili Nazım, önce buna inanmakla başlıyor her şey, çünkü inanç olmadan hiçbir düş gerçek olabilir mi? Senin inanmadığın, inançla sarılmadığın düşünü evren neden getirsin sersin önüne? İşte tam da bu yüzden önce kendimiz sonra çocuklarımızdan başlamalıyız; inandırmaya, umut vermeye ama samimiyetle...

“Çocuklar inanın, inanın çocuklar” …


Bazen hastalanır yüreklerimiz, sevdiklerimiz, bazen incinir yara alır, başında bekleriz günlerce, umutla iyileştirmeyi bekleriz ya da kızarız bazen ama bıkmayız, terk etmeyiz öyle kolayca, yorulsak bile pes etmeyiz. Yaşamda her an zorluklar tatsızlıklar olsa da her defasında yeniden ayağa kalkmaya niyet etmezsek, yönümüzü iyi olan şeylere, güzel insanlara çevirmezsek, emek vermezsek, doyulmaz yaşamın, sevdiğimiz şeylerin, sahip olduğumuz güzelliklerin şükrünü etmezsek, kıymetini bilmezsek bu yolculuk ne kadar tatsız olur dimi?


Ama hepsi bir deneyim; iyisi kötüsü yok! Öğreniyoruz! Öğrenmenin tek yolu da sevgi ve umuttan geçiyor.


Her şey yara alabilir zaman içinde, sen yönünü umuda çevir, çünkü yaralar iyileşir, nasıl mı; sabırla, sararak, şefkat göstererek, pes etmeden, sahiplenerek, emekle, duayla; her sabah olunca bakıyoruz güneş yine doğmuş, yaşam yine devam ediyor, hala nefes alıyoruz.

Bizim sorumluluk sahibi koca yüreklerimiz, şefkatiyle her kim ve ne yara aldıysa, insan, doğa, ülke hepsini iyileştirmeyi bilir, kardeşçe, gönül gönüle, özenle.


Çünkü sorumluyuz, insan olmaktan, insan gibi yaşamaktan ve yaşatmaktan; insanı, hayvanı, ormanı, doğayı, canlıyı, dünyayı korumaktan, kollamaktan…


Güneşli güzel günlere koyalım niyetleri ve bekleyelim, teslim olalım muhteşem evrenin gücüne; öfkesiz, şiddetsizce nezaketle, karanlığı boğalım ışığımızla, aydınlık kalbimizin sevgisiyle …


Sağlıcakla