44-Düş’le...



Bugün sahip oldukların sana yeterli gelmiyorsa, tatmin olduğun bir hayatı yaşamıyorsan, kendinden ilişkilerinden rahatsızlıkların varsa, kısacası hala yaşamınla tamam olamıyorsan, sorumlusu tamamen kendinsin!


Aynı SEN’i yaşatmaya, aynı düşünce biçimi ile yaşamaya devam edersen, düşlediğin o başka bir hayat da olamayacak zaten.

Peki bu ne demek?


Düşlere ulaşmak, insanın mevcut olduğu haliyle bir şeyleri istemesiyle mümkün olmuyor, insanın düşünü yaşamaya dönüştüğü, düş’ün kendisi olduğu haliyle mümkün olacak. Bunun özü de inançtan gelecek hem kalben hem zihinsel hem de bedensel olarak inanan, bunun gerçeği olması için kendini adayan, tasarlayan, sonucunda da gerçekleşmenin zamanlaması için de evrenin takdirine teslim olan olduğunda düş gerçek oluyor.


Senin istediğin, beklediğin zamansallıkta olmuyorsa yüksek hayra da inanmak da gerek. Yaşam da her şey olması gerektiği zamanda olacaktır. Sen düşleyerek onu olasılıklar dünyasından kendi dünyana ‘doğru’ zamanda çekeceksin, teslim ol. Hiç ummadığın anda kapını çalar, sen beklediğin anda değil.


İsteklerine ulaştığında, dışardaki koşullar gerçekleştiğinde senin dönüşümün gerçekleşmeyecek, o yüzden koşula bağlama o olursa değişeceğim, onu elde edersem bırakacağım demek faydasız.


Esas sen doğanın gücüne saygı duyup, buraya sadece mutlu ve başarılı olmaya değil kendini gerçekleştiren biri olmayı deneyimlemeye geldiğine inanarak, fark ederek yaşarsan dönüşeceksin, dönüştüğün zaman da istediklerine de zaten ulaşmış olacaksın.

En önemlisi de özgür olacaksın!


Önce düşler listeni oluştur. Bu yaşamda sen neleri deneyimlemek istiyorsun?

Yola çıktığında odağında zihninin yarattığı engeller değil, neleri mümkün kılabileceğin olsun, bu önemli!

Bu isteklerine ulaşmak için sahip olduğun kaynakların neler, en çok burada zaman geçir!


Nasıl yapacağına değil, ne yapmak istediğine odaklan, nasıl dediğinde zihin daha çok engellerine odaklanır, yetersiz kaldığın noktaları sana pazarlamaya başlar, bahaneler sürer önüne, kendine harekete geçmemeye dair “haklı” gerekçeler bulursun ama ne yapmak istiyorum dediğinde düşlerine odaklanırsın. Kendini keşfedersin!


Ayrıca sadece düşüncede ne yapmak istiyorum dediğinde gerçekliğini göremeyeceksin, bu acabalarla kalacak, bir beden bulamayacak düşün zamansal evrende. Sen yola çık, düş’ün bir kere ete kemiğe bürünürse sana uygun mu anlayacaksın, düşün gerçekten seni yansıtıyor mu, bırak yolda keşfet. Kısacası, harekete geç ve dene.


Keyif almaz, hedefi yolda yanlış da bulabilirsin, en azından denedim demektedir başarı, deneyimlemeye izin ver. Performansını hayat sahnesinde sergilemeye odaklan. Kaybetmezsin ya kazanırsın ya öğrenirsin!


Elbette yoluna birçok engeller de çıkabilir ama bu engellerin hepsinin senin bahanelerin, sorumluluk almamak için zihninde yarattığın birtakım inançlar olduğunu görmeye çalışmalısın. Bunları nereden öğrendiğine bir daha bak.


Zihin seni haklı çıkarmak, sorumluluk alıp rahatını bozmamak, bildiğin güvendiğin alanda tutmak için sana çok şey söyleyecek, seni geçmişinle vuracak, önüne eskileri getirecek, korkuları, kaygıları sana pazarlayacak, hep başaramadıklarını önüne serecek, aldanma, sen şimdide kal!


Bu yeni bir deneyim, yeni bir performans, unutma istersen her şeyi gerçekleştirmenin gücü senin inancında, pes etmemende gizli.


Düşle, seç ve yaşa, pişman olma! Ne geçmişte ne gelecekte, yaşam şimdide, sen orda kalmaya ada, azimle, pes etmeden, hep zihnini akıl olarak kullan, iradenle özgürce düşle ve kendi yaşamını kendi iradenle kurgula, gerçekleştir.


Engelleri değil, mümkün olanları hatırla, daima!

Bir kişi yapabiliyorsa herkes her şeyi yapabilir. Yeter ki iste.

Düşleme listesi başlasın mı, peki ilk satıra neler yazdın?


Sağlıcakla

Aynur Görmüş