Ofis mutfağında laflamak performansımızı arttırır mı?


Diyelim ki yöneticiniz sizden önemli bir raporu hazırlayıp yorumlamanızı istiyor. Üstelik her türlü pazarlık kapınızı kapatıp (Çünkü muhtemelen kendi yöneticisi de benzer bir yaklaşımdaydı. Yöneticinizden daha çok yöneticinizin yöneticisini tanıyın derim 😁) sıkışık denecek bir takvimi çoktan belirledi bile. Bilgisayarın başına oturdunuz, ilgili verileri açtınız ve işin beklediğinizden daha karışık olduğunu fark ettiniz. Bu sıkışık zamanlı çetrefilli işi nasıl alnınızın akı ile kotarırdınız? Tecrübenize göre en iyi strateji nedir? Yemem içmem bir an önce aralıksız derin analizlere girişirim mi? Toplarım ekibi kapanırız odaya mı? Tablolar, pivotlar, grafikler, çözüm üretene kadar sabahlarım mı? Belki de sizin çok daha pratik ve verimli bir yolunuz var.


Prof. Ap Dijksterhuis ve arkadaşları bu konuya farklı bir perspektif kazandırıyor. Belki bazılarımızın içgüdüsel keşfettiği bir yolu, bir grup insanla yaptığı çalışmasında bilimsel yoldan ortaya koyuyor. Acaba yoğunlaştığımız işten bizi bir süre uzaklaştıran ve dikkatimizi dağıtan ilgisiz bir konu, işimizi daha başarılı ve performanslı ele almamıza yardımcı olur mu?

Bunun için odağı karar alma olan bir deney tasarlıyor. Deneklere çeşitli arabaların tanıtıcı bilgileri veriliyor: Bazı arabalar az yakıt tüketiyor ama hız yapmıyor; bazısının sürüşü rahat ama bagajı küçük; vb. Denekler bir süre bu bilgileri inceledikten sonra, tamamen rastlantısal olarak ikiye ayrılıyorlar. Birinci gruba oturup tüm bu bilgileri düşünüp kafalarında evirip çevirip tartmaları isteniyor. İkinci gruba ise tamamen alakasız bir dizi sayı ezberleme görevi veriliyor; buradaki amaç arabaları bilinçli olarak düşünmelerinin önüne geçip odaklarını dikkat dağıtıcı bir konuya yönlendirmek. Sonrasında her iki gruptan da arabalarda bir seçim yapmaları isteniyor ki araştırmacılar bu seçimleri puanlıyor (Tanıtıcı bilgiler, bazı arabalar diğerlerinden üstün gözükecek şekilde tasarlandığı için, puanlama sayısal veriye dayanıyor). Şaşırtıcı olan sayı ezberleme gibi alakasız bir konuya kafa yoran ikinci grup, aklı fikri hangi arabanın iyi olduğunda olan gruptan çok daha iyi seçimler yapmış olması. Çünkü her ne kadar bilinç düzeyinde o konu ile ilgilenmeyip sayı ezberleseler de bilinç dışındaki beyinlerine ‘hangi arabanın daha iyi bir seçim olacağı” sonucunu işlemleri için alan açıyorlar farkında olmadan. Yani bilinç dışı bilgi işleme (=bilinç dışı düşünme), bilinçli bilgi işlemeden (=bilinçli düşünme) çok daha yetkin çalışıyor. Bu çalışma ile Bilinç Dışı Düşünme Teorisi (Unconscious Thought Theory-UTT) geliştiriliyor.

UTT'nin yayımlanmasından sonra, bilinç dışı beyin fonksiyonlarının böylesi karmaşık bir karar alma işlemini gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğine dair tartışmalar başlıyor. Bunu ortaya çıkarmak için, David Creswell, Ajay Satpute ve James Bursley, manyetik rezonans (MR) görüntüleme tekniği kullanarak test etmek istiyor. Önce deneklerin araba bilgilerini incelerken beyin fonksiyonları görüntüleniyor; sonrasında sadece sayı ezberlerken. Şaşırtıcı sonuç, bilinç dışı düşünmenin gerçekten beyinde oluşuyor olmasının kanıtlanması değil sadece; aynı zamanda, araba bilgilerini incelerken beyinlerinin hangi bölgesinde nasıl bir aktivasyon olduysa, bunun, sayı ezberleme aşamasında da aynı yerde aynen cereyan etmeyi sürdürmesi. Yani düşündüklerinin farkında olmasalar da düşünmeye devam ediyorlar. Buradaki püf nokta, üzerinde düşünülen konuyla dikkat dağıtıcı konunun birbirine benzememesi gerekliliği. Aksi takdirde, asıl konu ve dikkat dağıtıcı konu beynin aynı yerini uyarıyor ve bilinç dışı düşünme gerçekleşmiyor. İlk deneyde, birinci grubun mahrum kaldığı bu olmuştu sanırım: Aynı konuyu düşünmeye devam ettikleri için bilinç dışı düşünme potansiyelleri açığa çıkacak yer bulamadı beyinlerinde. Bilinçli düşünmenin 40 bit ile çalışan bir bilgisayar, bilinç dışı düşünmenin 40Milyon bit ile çalışan bir bilgisayar (The User Illusion - Tor Norretranders) olduğunu düşünürsek, nasıl bir potansiyelden mahrum kalındığını daha iyi anlayabiliriz.


Verimliliği arttırmak için

Elimizde bilimsel kanıta dayalı veriler olduğuna göre, yöneticimizin istediği rapor üzerinde çalışırken birden ofis mutfağına gidip orada çayını koyan arkadaşımızla (evet, ofis mutfaklarında her zaman birini yakalayabilirsiniz 😁) havadan sudan laflamak, pekala raporumuzda tıkandığımız yeri çözebilir, probleme bakışımızı geliştirip bizi verimli kılabilir. Ofis kantine yürüyüp tostun tek kaşarlı mı çift kaşarlı mı olacağına karar vermek belki de raporda saatlerdir fark etmediğimiz formül hatasını bize buldurabilir. Pazarlama sunumumuzun ilhamı belki de PowerPoint içindeki 'template'lerde değil de bahçedeki kedilerle konuşmada. Anlaşmayı imzalatmak istiyorsak belki de satış pazarlığının ortasında müşterimize 'Sizin kızın okulunu ne yaptınız?" demek gerek. Ara verip başka işle meşgul olmanın "kafam boşalsın" dan öte bir potansiyeli var!

Abartıyor muyum? Sizin şirkete uymaz mı? Müdürünüze mutfakta laklağı stok raporunu çıkartmak için yapıyoruz deseniz dalga geçtiğinizi mi sanır? O zaman, yukarıdakiler kadar eğlenceli olmaz belki ama, birbirinden farklı iş türlerinizi dikkat dağıtıcı konu olarak seçerek denemelere başlayabilirsiniz. Sunumu hazırlamanın ortasında bunu bırakıp alacak raporuna bakın yada stok raporunu çıkartırken, cevap verilmeyi bekleyen e-postaları yanıtlayın. Yaratıcılık size kalmış!