(61) Yaşamdan Tatmin Olmak



Tatmin olunmuş bir yaşamın anahtarını bulmak, kim olduğunu aramakla ve kendini gerçekleştirmeye adamakla mümkün olur.

Kendini gerçekleştirmenin yolu da özgürce düşler kurmakla ve bunları deneyimleyebilmek için yaşamda aksiyonda olmakla, sürekli başarılı olma yanılsamasına düşmeden esas olanın denemiş olmak olduğunu fark ederek mümkün olabilir.


Hedeflere ulaşmak ve ulaşılan sonla da tamam olmanın insanın niyetleriyle doğrudan ilgisi vardır. Hem bedensel hem zihinsel olarak niyetlerin kalpten gelerek insanın oluşuna inmesi ve davranışlarına yansıması gerekir ki kendini o uğurda adayarak sergilenen performanslarla hedefe yolculuk edebilsin. Oluşuna niyetlerini indirebilmiş ve onları gerçekleştirmek düşünü kurabilmiş bir insan kendinden ve yaşamından tatmin olandır.


Birey sadece kendi içi huzurunu bulmanın dışında hizmet ettiği alanla başkalarına da fayda sağlar ve hem kendi tatminini arttırabilir hem de bütüne katkı sağlar, sonucunda da eylemleriyle yaşama da ilham olur, iz bırakır.


Gördüğünüz gibi yaşamdan tatmin olmanın yolu sadece istemekten geçmez;


· Ruhumuzla hissettiğimiz duygularımızı,

· Zihnimizde tasarlayarak ve

· Kalbimizle tutku duyarak bunu

· Bedenimizde davranışlarımızla bütünleştirdiğimizde ancak

· Deneyimlerimiz haline getirebiliriz.


Yolda engeller de çıkabilir, bahanelerimizle bazen bariyerleri kendimiz de yaratabiliriz, marifet onlarla uyumlanarak bu aşamaları birbirine entegre edebilmekle istediğimiz sonuç gerçeklikte can bulur. Neyin bahane, neyin gerçek engel, neyin kaynak eksiği olduğuna dair de kendimize samimi olmamız zihnimizin yarattığı makuliyetlerden çıkmamıza yardım eder.


Zihnimizin yaklaşık %10’nu bilinçli, %90’u da bilinçaltından karar vererek seçimler yapar. Bilinç şimdide, an’da, bilinçaltı geçmiş ya da gelecekte, yani zamandadır. An ’da bilinçli zihnimiz ile yaptığımız seçimlerimizi, bilinçaltımızdaki inançlarımız da sabote etmez ve desteklerse ve yaşam, sistem ya da üst bilinç de diyebildiğimiz yaratıcı güç de bunda hayır görüp desteklediğinde düşe ulaşmak kaçınılmazdır.


Sadece bu bizim istediğimiz zamanda olmayabilir, yapılacakları yaptıktan sonra teslimiyette kalmak, hayırlı zamanı beklemek, düşü diretmeden, çabaya, iteklemeye düşmeden, sisteme serbest bırakmak asıl olandır.


İstediğimiz şeyler olmuyorsa inancımızla, adanmışlığımızla ilgili bir engel vardır. Çoğu zaman da inancımızla ilgili bilinçli farkındalık seviyesinde değilizdir. Biz hedeflerimizle ilgili kendimize samimi olmadığımızda, iyi görünmek için, kabul görmek için ya da başkaları istiyor diye o hedefi gerçekleştirmek istiyorsak, burada inanç ve tutku eksikse, mış gibi yaparak, kendimizi ve sistemi kandırarak hedefimizi deneyimleyen olamayız. Hedefe giden yolda kontrolümüz dışı mutlaka bir engel çıkar. Ya da gerçekleşen hedef yaşamımıza hayır getirmez, tatmin etmez. Bu yüzden düşlerin onu düşleyen bireye hizmet etmesi, inancının da şüphesiz olması gerekir.


Zihin, beden, kalp ve ruhun bütünsel uyumuyla düşler ancak deneyime dönüşür. Bilinç altımızı bilinç seviyesinde fark eder ve kabul edersek, özgürleşir ve tatmin olunmuş bir yaşamı inançla, özgür seçimlerimizle kendimiz inşa edebiliriz.


Düş’le ve Sağlıcakla


Aynur Görmüş