(36) Ayıpları Örtmek Bir Erdemdir.

Ayıpları örtmek, kusur aramamak, insani bir erdemdir!


Sonra kusur nedir, ayıp nedir, kime göredir?


Herkesin yetiştiği toplumlara, kültürlerine göre değerleri, ahlaki doğruları, öncelikleri farklı olabilir. Bunların doğrusu-yanlışı iyisi-kötüsü olmaz. Koşullara, yaşadığımız coğrafyaya, çevremize, inançlara göre değişebilir doğrular. Tek doğru yoktur. Bu yüzden birine yanlış gelen birinin savunduğu bir değer olabilir. İnsanları bizim gibi düşünmüyor ya da davranmıyor diye yanlışlamak ve bunu da ulu orta yapmak, insanı küçük düşürmek, utandırmak, yetersiz hissettirmek, gıyabında konuşmalar yapmak, hiç insana yakışık bir davranış değildir.


İyi niyetli, iyi yürekli, karşısındakinin iyiliğini düşünen nitelikte bir insan olmanın temeli, söylemlerin karşıdakini güçlendirmesini hedeflemesi ile başlar. Amacımız, odağımız herkesin iyi yanını ortaya çıkarmaya, karanlık yanlarını yok etmeye, zihinleri islah etmeye dair olmalıdır, cezalandırmaya, yargılamaya, ayıplamaya odaklı değil.


İnsanları yargılamadan konuşabilmek; söylemlerimizle kişiye kendisini yetersiz ve başarısız hissettirmeden, başkalarının hayatına karışmadan, akıl vermeden, niyet okumadan, varsaymadan, istenmediğinde tavsiyede bulunmadan, akıl vermeden, utandırmadan söz söyleyebilmek, kişiyi güçlendirmeye niyetli yapıcı sözcükler kullanmak ne büyük bir erdemdir. Toplumumuzu, çevremizi, insanlarımızı korumak, kollamak, utandırmamak, kişinin en üst versiyonunu ortaya çıkarmaya odaklı olmak, ayıpları örtmek bir marifettir.


Burada niyet devreye girer her daim; eğer karşındakini güçlendirmek iyileştirmek için söyleyecek iyi bildiğin sözlerin varsa, amacın çoğunluğun içinde kişiyi utandırmamak, küçük düşürmemekse evet sarf edebilirsin belki ama gücendirmeden, kırmadan, dökmeden ve herkesin içinde değil, bire bir de.


Bir hedefe ulaşmak, öne geçmek, kazanmak, diğerinden daha iyi olmak için bir başkasının zayıflıklarını kullanmak, sırlarını dökmek, herkesin gözü önüne getirmek, yaymak, bununla kalp kırmak gerçekten vicdana ve insan ahlakına yakışmayan bir şeydir. İnsanların yüzüne söyleyemediğiniz şeyleri konuşmak, bedeni ile, giydiği ile yargılamak, kusur aramak ve bunu da yaymak ve işaret etmek iyi niyeti sorgulatacak bir şeydir.


Karşındakinin ‘iyiliğini’ isteyen yapıcı olacak şekilde, samimice, doğru bir üslup ile o kişi ile konuşmalıdır. O kişinin de bu eleştiriyi almaya niyeti olması çok önemlidir. Talep edilmediğinde yapılan iyilik kişiyi rahatsız eder, yetersiz beceriksiz, yargılanmış hissettirebilir. Kendisi olmadığında ise onun hakkında konuşmanın o kişiye hiçbir faydası olmaz. Bu durumlar ne kendini ifade etme hakkı verir o kişiye, ne de yaptığından pişmansa özür dileme şansı. Yaptığını farkında da olmayabilir kişi, kendisi ile konuşmadıkça gerekçesini, koşullarının ne olduğunu anlatmaya ve anlaşılmaya imkân tanımaz. Bu da haksızlıktır.


Mevlana’nın 7 öğüdün’nde de söylediği gibi;


Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.

Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.

Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.

Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.

Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.

Hoşgörülükte deniz gibi ol.

Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol.



Sağlıcakla

Aynur Görmüş