(33) Kadın Özgürdür!


Son günlerde herkes kadınlara ne yapması, nasıl davranması, ne giymesi, nasıl görünmesi gerektiğine dair kendi inançları ve değerleriyle ahkam kesiyor, akıl dağıtıyor.


Hiçbir insan bir diğerine ne yapacağına, kaç kilo olacağına, ne giyeceğine, ‘doğru’ nun ne olduğuna dair şiddet uygulayamaz. İnsanın da kadının da özgürlüğü yaşamına dair tüm kararlarını iradesiyle kendi verebilmesiyle başlar. Ancak kendi iradesi ve seçimi ile bir diğeriyle fikirdaş olabilir, bir başkasından fikri isterse alabilir, değerlendirir ve hayatında uygulayabilir. Asma isterse!


İnsan insanın sadece hayata gelmesine vesile olabilir ancak, birbirine sahip değildir. Ne baba ne anne ne eş ne de bir başkası. İnsan birbirinin yaşamına kendi seçtikleriyle ancak eşlik eder, paylaşır, çoğalır, beğenmediğinde de çeker gider. Amaç bir’i biz yaparak yolculuktan paylaşarak mutlu olmaktır. Özünde kimse kimseyi memnun etmeye değil, bu yaşama kendini gerçekleştirmeye gelmiştir.


Birinin bir başkası hakkında yargılayıcı bir yorumda bulunması, ne giyeceğini söylemesi, bedenine göre güzellik biçmesi kesinlikle özgürlükçü bir düşüncenin savunması olamaz. Değerler de doğrular da seçimlerde, kişiye göre değişir; yaşadığı kültüre, yetiştirilme tarzına, inançlarına, kısacası kendi keyfine göre. Kimse buna kahyalık edemez.


Kendini bilen insan da zaten kimsenin dayatmasına göre yaşamaz, kararlarını başkalarının yargısına göre vermez. Ama gelin gürünki sürekli bir kontrol, yargılama merakı, başka hayatlardan beslenme biçimi, kıskançlık, saldırganlık günümüzde aldı başını yürüdü, artık psikolojik bir şiddet boyutuna geldi. Zaman zaman bu fiziksel şiddete de dönüşür oldu.


En acıklısı da bunu kadına yine en çok hemcinsleri yapar oldu. Birbirini kapsayacakları, kollayacakları, dayanışma içinde özgürlüklerinin peşinde olacakları yerde hem de!


Bu baskıları kabul etmeyen, ‘elalem ne derler’i önemsemeyen, kendi değerlerinin peşinden giderek kendi tek ve eşsiz hayatını özgürce yaşamak isteyenleri de asi, marjinal, çılgın, gibi yaftalarla yargılamalara, ötekileştirmeye devam ediyor. Bu da yetmediğinde eşiyle ailesiyle vurmaya kalkıyorlar.

Bu adam bu kadını nasıl kabul ediyor,

Bir anne böyle giyinir mi,

Kadın dediğin…’

diye başlayan ahlakın nasıl olacağının ahkamını kese kese...


TV’yi açtığınızda bile, hayatları, giyimleri, seçimleri, bedenleri, ilişkileri yargılayan insanlar ve bu işten para kazanan programlar dolu. Buna da izleyip alkış tutarak yine bizim izin veriyor olmamız ayrı bir ironi!


Artık fark edin, kabul edin!


Nasıl yaşayacağımızı, ne giyeceğimizi, seçimlerimizi kimseye soracak değiliz biz! Bu dayatmalar kadının iyiliğini düşünmek değil, zorbalıktır.


Özgürlüğümüz herkesin seçimlerimize saygı duymasıyla gelecek, kendini bilmesi ve kendi yaşam hakkına cesurca sahip çıkabilmesiyle…

Biz duruşumuzdan vazgeçmeyeceğiz, siz zihinlerinizi temizleyeceksiniz.


Sevgiyle, şefkate, şiddetsiz günlere…