(27) Sevginin Kendisi Olmayı Seç

Güncelleme tarihi: 13 Oca



Sevgiyi isteyen, bekleyen değil de kendisi sevgi olan bir insan olmak ne demektir?


İnsan, değer görmek, iyi görünmek, onaylanmak, takdir edilmek ve en önemlisi ait olmak ve sevilmek ister. Ve yine aynı insan bazen de çok istediği halde kendi sevgisini başkasına gösteremez. Çünkü kendi yaşamında öğrenememiştir ya da deneyimleyememiştir ki, başkasına gösterebilsin sevgiyi. Bu yüzden sevmekten daha çok sevilmeyi ve değer görmeyi ister.


Bu ihtiyaçla hem sevip hem de sevilebilir miyim acaba diye ‘mış’ gibi ilişkiler yaşar, hep umut eder, eğer seviyor gibi davranırsam, fedakârlık yaparsam belki sevilen olurum diye. Gerçek sevgiye kavuşmayı umut ederken, ‘mış’ gibi yaparak aslında elindeki var olan samimiyetini, kendi ışığını, canlılığını da kaybeder.


Özünde bütün çığlığı ‘görün beni, sevin beni, onaylayın beni’ dir aslında. Belki de çocukluğundan bu yana kimse ile bu bağı kuramamış, sevilmenin, aidiyetin, güvenmenin tadına varamamıştır. Bu içindeki sevgisizlik boşluğunun yerine de hiçbir şeyi koyamaz insan, kaç yaşına gelirse gelsin, unvanları ne olursa olsun…


Sevgi boşluğunu doldurmak içinse genelde zihin devreye girer ve ne kadar sevilmeye layık olmadığına dair kanıtlar toplamak için yaşamına ‘mış’ gibi yaşanacak ilişkileri tekrar tekrar çekmeye niyetlidir. Zihin hep haklı çıkmakla ilgilenir. Değersizliğini onaylatmak için haklı çıkaracak zoraki ilişkiler yaşatmaya dair hep çabadadır. Odağı hep ‘arıyorum, bulacağım’ dadır. Ama hiç bulunmaz o dışarda aranan değer ve sevgi.


Bu bir gün sevilme umudu olmazsa hayat amacını kaybedecek, savrulacak, kaybolacaktır yaşamda. Sonucunda tepkilerle, öfkelerle, suçlamalarla karşı karşıya kalınan, katlanılması tahammülü zor, sürekli sevildiğinin kanıtlarını bekleyen tatminsiz ilişkiler yumağı ile değersiz bir benlikle sonunda da yaşama elveda der gider insan.


Oysa dışarda aranılan sevgi aslında çok yakınındadır insanın! Önce kendini sevip kendini onaylayarak, coşkuyla yaşamak varken genelde değer kazanmak isteyen insanın seçimi; sadece canlı kalmak için nefes alıp vererek çabalayan bedeninle, sevilmenin dışardan geleceğine inanarak çabalayan zihninin mücadelesi arasında geçip bitecek o eşsiz yaşamın.


Oysa dışarda aradığın sevgi kendinde, kendi içinde! Sevgi Sen’de, senin ol’uşunda ya da olma’yışında!


Önce sen kendini seveceksin, tam da olduğun halinle, çünkü düşünsene; kendini sen sevmediğinde başkası neden sevsin?!


Önce sevgiyi isteyen değil, kendisi sevgi ‘ol’an biri olmayı deneyimlersen etrafın seni öz iradesi ile sevenlerle, sana sen olduğun için değer verenlerle dolup taşacak. Kendin olabildiğin için, öz iradenle seçimler yapabildiğin için herkesin de saygısı doğal olarak gelecek yaşamına. Kişisel gücünle var olacaksın, aldığın unvanlardan doğan konumsal gücün ile değil.


Sevmek bir yetenek işi değil, öğrenilen, niyet edilen, seçilen bir eylemdir.

Çocuk yaşlarda ekilir tohumları ve bütün hayatın boyunca biçilecek olan da o yaşlarda ekilenlere bağlıdır.


Önce kendine sevgiyle ve şefkatle...


Aynur Görmüş