(21) Kendine Sınırsız mısın?

Güncelleme tarihi: 24 Haz

Güçlü, süper kahraman bir insan olmak kolay mıdır?

Her şeye yetişebilen, her soruna bir çözümü olan, herkesin ihtiyacına koşan …

Böyle biri olmak zorunda mıdır insan sizce?

Bu her şeye evet diyen, sınırlarını bilmeyen insan demek midir acaba?

Güçlü insan yalnız mıdır acaba?

Bunun kök sebebi ne olabilir?

Adanmışlık mıdır bu?

Dışardan değer, sevgi talep eden insan kahraman mıdır?

Şükürde olan mıdır?

Yaşamla hizada olan mıdır yoksa?


Bazı insanlar yaşamaları boyunca kahraman olarak yaşarlar hayatlarını. Her daim “güçlü”, her daim empati ile herkesin yardımına koşan, hiç dertleri yokmuş gibi dururlar. Hatta bazıları sürekli dert dinlerler, bu da yetmez, kendi hayatlarını ikinci plana atar, öncelikleri başkalarının hayatlarıdır. Bundan tamamlanır bazıları da bununla beslenir, yaşamlara dokunursa, kendini insanlığa adarsa, bir kişinin bile yaşamında fark yaratabilirse var olur. Yaşama bulduğu anlamı budur. Bunları yapmanın kök sebepleri farklı olabilir. Bu dünyanın, canlıların refahı için fark yaratmaya hizmete gelmiş olabilir varlığı ile ve bilinçle böyle yaşamayı seçiyordur, ya da sevilmek için onaylanmak için bilinç dışında böyle davranıyordur, iyi görünmek, kahraman görünmek istiyor da olabilir. Doğrusu yanlışı yoktur. Buraya kadar kendine samimi ve yürektense yaptığı, bu artık fedakârlık değildir, bireysel bir seçimdir.


Ancak bunu sınırlar koymadan, hep başkalarına öncelik vererek, kendine şefkati esirgeyerek yaparsa, bir süre sonra bu büyük yük olur, taşınamaz hale gelir, günlük hayatta hayır diyememeler başlar, fedakarlığa döner, ödün vermeler başlar kendinden, kendi önceliklerinden... İnsanı fark etmeden depresyona götürür. Kimseler de ona senin derdin var mı diye sormazlar, sorarlarsa bile, cevabı dinlemezler.


Güçlü olmayı ve başkalarının hayatlarını önceliklendirmeyi öyle bir misyon olarak üstlenir ki omuzlarında, bir süre sonra bu davranış biçimi alışkanlığa döner ve başkalarının ihtiyaçlarından kendilerininkilerin önemini kendi bile fark edemez. Her ihtiyacı olanın yanında olmak görevi haline gelir. Suçlu hisseder ilgilenmediğinde ya da hayır dediğinde, hatta hayır demek bir seçenek bile değildir. Ona güçlü bir kahraman sıfatı verilmiştir bir kere.


Aslında işin özü suçlu kimse yoktur burada;

· Ya öz iradesi ile bu insan olma seçimini yapan bir birey vardır

· Ya da sınırları tanımsız bir birey.

Sonuçta kendiyle ve bütünle ne kadar tatmin bir yaşamı olduğunu buradan anlayabilirsiniz.

· Bireyin kendi yaşamının sınırları, kendisi izin verdiği kadarıyla ihlal edilebilir.


Sınırlarını bilmeyen birey;

Kökü çocukluk yıllarına dayanan, ailesinin derdini dinlemeye, çözmeye, evdeki şiddetin altında ezilmeye, sevgisizlik ya da değersizliğin yarattığı boşluğu fedakarlıkla doldurmayı öğrenmiş, kendi öz ihtiyaçlarını ikinci plana atıp, susarak, talep etmeyerek başkalarının yaşamlarını öncelik edinmiş söz de çocuk ama aslında çocuk yetişkini olabilir. Bunlar yaşam üslubu olmuştur ve önce ben diyememekten gelir bu kahramanlık ihtiyacı, değeri böyle göreceğine inanandır.


Her ne olursa olsun çocuklara büyük sözlerle büyük sorumluluklar yüklenmemeli, ne kadar iyi niyetli olursanız olun, sen güçlüsün, sen başarırsın, sen çok akıllısın, çok güzelsin, çok iyi şeylere layıksın demek aslında motive edici görünse de çocuk yaşlarda çocuklar buna farklı anlamlar yükler ve bunun altında ezilebilirler.


Sonuç mu?

· Hep o güçlü insan olmak için yaptığı hatalarda kendini aşırı hırpalar, yetersiz hisseder

· Affetmez, kendine şefkati esirger gelecekte onu üzecek kararlar verir

· Sempatik duygular besler, başkalarının derdini sahiplenir ve altından kalkamaz sonuçlar üretir.

· Başarı uğruna, kabul görmek uğruna, sevgi kazanmak uğruna, takdir uğruna bedeli ağır seçimler ve fedakarlıklar yapabilir.

· Hayır diyemediği için fedakarlıkların altında ezilir ve kim olduğunu unutur, başkasının hayatını yaşar.

· Beklediği bir yaşama sahip olamadığında hayal kırıklıkları çok ağır olur.

· Güçlü olmak uğruna, dertlerini, zayıf yanlarını kabul etmez, bilinç altına atar ve ne zaman nerde patlayacağı belli olmaz, ağır sonuçlar doğurur.

· Değerleri maddesel şeyler olabilir,

· Gerçek potansiyelinin farkında olmaz.


Düşüncelerimize ve bunu kelimelere döktüğümüz sözlerimize ve davranışlarımızla empoze ettiklerimize çok dikkat etmemiz gerekir. Kime nasıl biri olması gerektiğini iyi niyetle bile olsa söylememeliyiz, kendi çocuğunuza bile...

İnsanlara kendi olabilmesine izin verdiğinizde ona en büyük mirası vermiş olursunuz. Kendini yaşayabilen biri hatasız biri değildir, hatalarını sahiplenebilen ve onlarla başa çıkma özgüveni olan biridir. Başarısızlıklarına performans, deneyim olarak bakabilen, öğrendikleri ile de bir sonraki performansa da öğrenmiş biri olarak adım atandır.


Sağlıcakla

Aynur Görmüş